boardrider contact ana sayfa
haberler
Kullanıcı Adı Şifre | Üye Kaydı | Şifremi Unuttum |
Haber Bülteni
Nicolas Muller

Üzerinden birkaç ay kadar ! geçmiş olsa da zamansız rider Nicolas Muller’in söyleşisini paylaşmak için geç değil...Yıl boyunca farklı kıtalarda farklı dağlarda gerçekleşen Burton Open serisinin güneşli ve güzel Laax’ta yapılan Avrupa ayağı sırasında kendi halinde içkisini yudumlarken yakadığım pek sevgili Nicolas Muller’in sıcak ve sakin tavırları, tam da kayışını izlerken uyandırdığı hisle aynı diyebilirim... İçi dışı bir olmak tam da böyle birşey olabilir mesela...

Snowboard’a başladıktan sonra kaykaydaki becerisini de işin içine katarak Burton Open Serisi, Arctic Challange ve Air and Style gibi prestijli yarışmalarda snowparktaki hakimiyetini gösteren Muller’i, sonra sonra bu becerisini daha çok doğal arazi ve backcountry’de akıcı bir şekilde gösterirken görür olduk... Özellikle Absinthe Films’in yaptığı birçok snowboard filmindeki ilham veren bölümlerinden, meşhur twisted grablerinden ya da grabsiz atlayışlarından:) tanıdığımız Nicolas’in doğuştan snowboardcu olduğunu düşünen benim gibiler için, snowboarda nasıl başladığını bir kez de Boardrider okuyucuları için özetlemesini isteyerek başladık söze...

...

NICOLAS: İsviçre’nin düzlük alanlarında büyümüş biri olarak kış sporlarının çok da içerisinde değildim aslında, ama 3-4 yaşlarındayken ailemle beraber onların bacaklarının arasında kayak yapmaya başlamış ve kısa bir süre sonra da küçük rampalardan atlamaya başlamıştım. O zamanlar haftasonları futbol benim için hep birinci seçenekti…ta ki 10 yaşımda snowboarda başlayıncaya kadar. Kısa sürede hayatımı ele geçirdi ve önce futbol takımını, ardından da 17 yaşımda okulu bırakarak snowboard yapmaya devam ettim.

PINAR: Snowboardun senin için bir yaşam biçimi olacağını ya da olması gerektiğini nasıl/ne zaman anladın..
NICOLAS: “Subject Haakonsen” ve diğer snowboard videolarıni izlemek, snowboardla ilgili dergiler okumak bende bir snowboardcu olma hayalini yarattı. Snowboard yapmaya başladığımda bunun benim için en doğru seçim olacağını hissettim ve her parça zamanla yerine oturdu. Başlangıçta sponsor olarak çok daha az ama yine de iyi desteğim vardı. Şüpheler de vardı tabii; ama daha çok öğretmenler, aile çevresi ve etrafimdaki diğer insanlarda..Ama  ailem her zaman beni ve kararlarımı destekledi...Herneyse, sonunda hayalimi yaşamaya başlamıştım, ve yapmaya aşık olduğum şeyi yapıyor, dünyayı snowboard yaparak dolaşıyor, yarışmalara katılıyor, dağlarda fotoğraf çekimleri yapıyordum…Hiçbir zaman çok ileriyi planlamadım ve verdiğim kararların doğru karalar olduğuna hep inandım. Iç sesimi dinlemek şimdiye kadar beni hep doğru yolda tuttu….

P; Sezon planlari nasil sekilleniyor peki? Secimler fazlalasinca aralarinda karar vermek de zor oluyordur?!..
NICOLAS: Aslında oldukça kolay oluyor…:)) Absinthe film ekibi, film çekimlerine başladığımdan beri benim ailem gibi oldu. Hatta bu sezon Japonya’da 10. film çekimini yapıyoruz..Genellikle şimdiye kadar yarışmalar snowboard hayatımın önemli bir bölümünü oluşturdu ve sezonlarımı bir şekilde buna göre planlamak durumunda kaldım. Ama her şeye karşı duyduğunuz aşkta olduğu gibi, bunda da siz ilerlemeye devam ettikce, olaylara bakışınız da değişiyor. Belli bir süre boyunca yarışmalardan çok keyif aldım ve oyunumda zirvemdeydim…Ancak şimdi, snowboardu farklı ve yeni dağlarda filme almanın ve bunu şartların iyi olduğu yer ve zamanda yapabilme özgürlüğünün tadını çıkartıyorum. Aslinda, temel olarak yaptığım şey , kaykayımı çıkarmanın ya da surfe gitmenin zamanı gelene kadar hafta hafta bol karı takip etmek…

P:  Tüm dünyada kar yağışının pesinden gitmek mi yoksa tek bir dağda kalıp onun sunduklarını tam anlamıyla deneyimlemek mi dersem?
NICOLAS:Kesinlikle sartlar iyi olduğu sürece bulunduğum yerde, İsviçre’de kalırım, uzun yolculuklara gerek yok…Ama yolculuk yapmak da çok güzel,  hayat tecrübesi, egitim gibi birsey aslinda.

P; Takipçisi olduğun “yeşil” hayat biçimini desteklemek için, dünya çapında bir firmanın takımında olma avantajını kullandın ve BURTON’ın GMP -Green Mountain Project- serisinin ardındaki tetikleyici guc oldun. Bu projeden bahsedebilir misin bize biraz?
NICOLAS: Almak ve vermek arasında bir denge olması gerektiğine inanıyorum. Snowboard ve Burton sayesinde deneyimlediğim bu hayatı seviyorum, ve bu yüzden de bunun karşılığında birşeyler vermek istiyorum. GMP, daha iyi ürünler üretme felsefesinin bir sonucu olarak başladı. Daha iyi derken kastettiğim, ürünlerin yapıldığı malzemelerin olusumundan ölümüne kadar bir döngüye sahip olabilecek şekilde düşünülmesi… Şimdiye kadar kullandığımız snowboard ekipmanı işlevsellik ve moda açısından hep olabileceğinin en iyisi oldu. Ama bunları tasarlarken ve üretirken hangi malzemelerin kullanıldığı, ve bu içeriklerin bizim yaşam alanımıza olan zararlı etkileri hep gözardı edildi.

P;. Peki bu girişimler yeterli mi sence, ne dusunuyorsun?
NICOLAS: Oldukça olumlu düşünüyorum. Varacağın noktaya ancak adım adım gidebilirsin. Bu bir tohum dikmek ve onun  büyümesini seyretmek gibi bir şey. Tabi ki şuanda hepsi ancak bebek adımlarıyla ilerliyor, ama biz buna ne kadar çok enerji harcar ne kadar çok şey katarsak, kazanımları da o kadar büyük olacaktır. Neye benzeyeceği ya da nasıl olacağını bilmediğimiz bir şey hakkında konuşmak gibi bir şey bu, ama sadece değer vermek ve bir efor sarfetme niyetinde olmak bile doğru yolda atılmış bir diğer adımdır. Yeterliliği ise uzun vadede çok daha açık bir şekilde görülecektir; Geri dönüşümlü kıyafetler giymek belki sadece ufacık bir değişim olabilir, ama kısa vadeli düşünüp doğal kaynaklarında şuanda olduğu hızıyla hiç düşünmeden tüketmeye devam edersek çok yakında gezegenin kapasitesini aşacagiz. O noktaya gelindigindeki sorunumuz da, kaynakların yetersizliğinin mi , yoksa kendi yaşam alanımızın kirliliginin mi  bizi önce öldüreceği olacaktir...

P;Tekrar sana donersek, dağlarda gecen bu hayati nasıl sürdürmeyi düşünüyorsun?...
NICOLAS:Daha önce de söylediğim gibi, bu konuda fazla ileriyi planlamıyorum. Gelecek için yapabileceğim en iyi şeyin, şu anda iyi bir şeyler yaptığımdan emin olmak olduğuna inanıyorum. Dediğim şey, şu anda senin için her ne doğru geliyorsa onu yaparsan, hiçbir zaman yanlış bir karar vermemis olursun. Sezgilerin ve iç sesin, hayatta takip edilebilecek en doğru şeydir bana sorarsan..Snowboarddan aldığım tat ve snowboardun icimde ait oldugu yer, yillar gectikce benimle beraber degisiyor.. Eskiden sadece yarışmalara katılimak ve yaptigimiz rampalardan atlamaktı bu, şimdiyse daha çok freeride…Bol kar dönüşleri ya da genis bir dağ yamacinda butter yapmak gibi basit şeyler şimdi bana  eskiden big air’ların verdiği keyifi veriyor. Snowboard bir spordan ötesi, bir sanat biçimi… herkes için farklı olan ve kendine en eğlenceli gelen şekilde dağdan aşağı kayma sanatı…Freestyle’da tek kural eglenmek... Bir yarismadaysa, en cok eglenen kisidir kazanan.

P: Yarisma demisken; TTR  cogu snowboardcunun takip ettigi buyuk capli bir seri ve bircok snowboardcu dunyanin farkli koselerine ucarak bu turu tum sezon takip ediyor,..
NICOLAS: TTR bizim turumuz. Surfteki WCT gibi . Snowboardcular için ve snowboardcular tarafından düzenlenen organizasyonlar. Gelecek genç snowboardcularda, birakin serbestçe kaysınlar, stillerini göstersinler, ve buna serbest stil diyelim… Kaykay ya da surf gibi snowboard da herkesin kendi kişiliğini one cikartan bir spor.  Eğer sürünün  koyunlarından biri gibi olmak ve Ulusal takım giysisini giymek istiyorsan FIS organizasyonlarına katılabilirsin, ve podyuma çıktığın sürece kimse aslında kim olduğunla ilgilenmez…TTR’in isbirligi icinde calistigi POW ise ; kar amacı taşımayan bir organizasyon ve bize dünyaya birşeyler verme şansı tanıyor. Eğer tüm turu yapıyorsanız, oldukça fazla yolculuk yapmanız gerekiyor. Ama POW, herkesi, küçük seyleri degistirerek bile bir fark yaratabilecekleri konusunda cesaretlendiriyor. Ayni kar tanesi gibi; tek bir tanesi minik ve onemsiz gibi dursa da,  yeterince fazlasi bir araya geldiginde size epik bir bol kar günü yaşatiyorlar:)

P: Herkesin kendine ozgu bir stili var ama seni Nicolas Muller olarak digerlerinden ayiran stilinin arkasindaki kadin kim? :)
NICOLAS:Söylediğin gibi herkes belli yönlerden birbirinden farklı. Kişilik pek çok farklı şeyin birleşimiyle tanımlanan birşey. Sahip olduğum stile bendeki hangi özelliğin katkısı olduğunu bilmiyorum açıkçası. Ama sana snowboardu neden sevdigimi ve trickleri nasil kendi yaptığım şekilleriyle gerceklestirebildigimi söyleyebilirim: Özgürlük. Snowbordu ve snowboardla ilgili her şeyi, başka kimse için değil, sadece kendim için yapıyor olmam. Örnek vermek gerekirse, kesinlikle Ablin, Terje, Johan ve Inggemar gibi isimlerin kayışlarını izledim, ama oraya gidip de hareketleri yaptığım zaman, onları kendi istediğim şekliyle yaptığımı hissedene kadar devam ediyorum. İşte bundan aldığım tat, o hareketin kendi içinde barındırdığı teknik özelliklerden ya da zorlugundan çok daha önemli olmuştur benim için her zaman. Ama gerçekten, bu sorunun cevabını vermek imkansız gibi bir şey; kendine has eşsiz bir stil, aynı senin benim gibi kendine has eşsiz kişilerden gelir.

P: Bosluklari dolduralim biraz da?... Senin icin snowboard’un ozu...
NICOLAS:Uykuya yatmis beyaz devlerle cevrili bir dogada kendin olabilmektir...

P:Mükemmel bir snowboard günü..
NICOLAS:Econico takımım, milyarlarca kar tanesi ve dik bir dağ…

P : Yoluna devam etmeni saglayan ’esin’ kaynagin..
NICOLAS: Yoldaki hersey...



 | Snowboard kategorisindeki diğer haberler
Bu haber 2153 kez okundu.
Tarih:2010-02-09T15:04:03+00:00 |  



Boardrider Ekstrem Sporlar
Copyright © 2006-2009


massibu tasarım atölyesi
alarm sistemleri