Daha 19 yaşında Olimpiyat altın madalyası kazanan bu çocuk, snowboard dünyasının en büyük ismi… Ancak Shaun White için mücadele asla sona ermiyor. Özel ve gizli bir antrenman sahasında yeni numaralar geliştirerek çıtayı daha da yukarılara çıkartmayı amaçlıyor.
Metin: Justin Hynes Fotoğraflar: Adam Moran
Shaun White’i, Burton’ın bayrak gemisi Soho’daki mağazasının girişinden içeriye doğru yönlendirilen küçük bir profesyonel snowboardçu grubunun içerisinden ayırt etmek çok zor değil. Üstü yazılı kapüşonlu üstler, büyük beden kot pantolonlar ve retro lastik ayakkabılar giyen diğerleri bir imza verme töreni için dükkânın arkasında yer alan bir masaya doğru sessiz bir şekilde yönlendirilirlerken, White’in girişi biraz daha gürültülü biraz daha Hollywood stili.
İki ışık ekibinin asit parıltısıyla aydınlanan ve üç kameramanın geriye doğru sürüklenmeleri sırasında resmedilen, siyah dar kot, blazer ve bembeyaz bir gömlek giymiş White’ın yanında anında narin üç kızdan oluşan PR ekibi beliriyor. Yazı tahtaları gösteriliyor, isimler kontrol ediliyor, fotoğrafçılar imza alanına doğru yönlendiriliyor. Snowboard dünyasının bu en büyük yıldızı ile biraz vakit geçirmeye çalışan CBS, NBC ve diğer TV kanalları ile White’ın randevusu için yer açılıyor.
White ilgisiz. Diğer profesyonel snowboardçular Mads Jonsson ve Kelly Clark’ın yanındaki yerine süzülüyor ve önünde duran poster yığınındaki kendi görüntüsüne dikkatli ve nihayetinde de onaylayan bir bakış attıktan sonra sıradaki ilk çocuğa bakarak gülümsüyor. Kamera ışıkları anında yeniden parlıyor, lensler yüzü kızaran çocuğa zoom yapıyor, o da White’in gözüne yeni satın aldığı DVD’yi sokuyor.
“Sen benim idolümsün” diyor çocuk, evde çalıştığı her türlü açılış konuşası provasını unutarak.
Yine gülümseyerek “Teşekkürler” diyor White “peki adın …?”. Sıra ilerlemeye devam ediyor, sıradaki herkes mümkün olduğunca çok zaman çalıyor White’la konuşmak için, her biri onu ilk gördükleri zamanki anılarını ya da son karşılaştıkları seferi anlatıyor. Orta yaşlı bir baba, koltuğunun altında imzalatmak için bulunan bir çocuk boarduyla üçüncü kere sıranın White ucuna geçmeye çalışıyor. Güvenlik diğer çocuklara şans vermesi için onu nazikçe uyarıyor.
Arjantinli Alex Ruiz, üzerinde White’in ismi yazan henüz imzalattığı rengi solmuş bir flamayı sıkıca tutarak kamera ekipleri ile fotoğrafçıların arasından beliriyor.
“Müthiş birisi” diyerek sırıtıyor. “O kadar kısa sürede o kadar çok şey başardı ki… Nedir bilmiyorum onu özel yapan ama insana ilham veren biri o.”
Tüm bunların ortasında ise White gülümsemeye ve imza dağıtmaya devam ediyor. Bu, böyle bir şey.
Ancak o eskisinden farklı artık, hatta birkaç yıl öncesinden bile farklı. O zamanlar White yine bir yıldızdı ama kıyasla daha küçük bir çevrede. Dört yıl önce Torino’da Kış Olimpiyatları’nda her şey değişti. Büyük TV kanalları kayakçı Bode Miller gibi büyük isimleri takip ederlerken, 19 yaşında ona altın madalya kazandıran neredeyse kusursuz bir final half-pipe turu ile White aniden halkın beynine ismini kazıdı.
Geçiş ani oldu. Akranları sporun başlıca sponsorlarını kariyer başarısına kanalize etmeye devam ederlerken, White bir gecede endüstri haline geldi ve popüler sporların yıldızlık seviyesine ulaştı; imajı Amerikan süper mağazalar zinciri Target’ın giysilerini tanıtmak için, yüzü ise American Express ve Hewlett Packard’ın kampanyalarında kullanılmaya başladı ve imzası posterlerin, kitapların, DVD’lerin, video oyunlarının üzerini süsler oldu.
Bir zamanlar White olağan üstü yetenekli ancak azıcık şapşal, “Uçan Domates” lakaplı alev renkli saçlı ve turnede yeni olup alanını belirlemeye çalışan çocukken, şimdi snowboardun deneyimli ve bilgili kişisi. Daha henüz 23 yaşında, White sporunun imajını omuzlarında taşıyor. O sözcü, şampiyon, posterlerin yüzü ve tüm rakipleri için de son derece göze çarpan bir hedef.
Bu onun farkında olduğu bir konum. “Bu içinde olması cool bir durum” diye açıklıyor “Artık ben zayıf olan, ezilen değilim. Artık insanların benden yapmamı bekledikleri şeylerin baskısı var üzerimde, elimden gelenin en iyisi olmamı bekleyen. Bu da sizi daha da ileriye doğru itiyor, gerçekten o kişi olmaya. Eğer herkes benim başarılı olmam konusunda iddiaya giriyorsa bir nedeni olmalı bunun, bana inanıyor olmalılar ve bundan kaçamazsınız.”
“Ki sanırım Silverton hikâyesi de böyle ortaya çıktı.”
En azından yaz boyunca Silverton’da pek fazla bir şey yok. Balık tutmak ve güzel yürüyüşler yapmak mümkün, dağ bisikleti parkurları var. Eğer aklınıza yatarsa, bu eski madencilik köyünün dar hatlı demiryolu ile hemen yakındaki Durango köyüne de gidebilirsiniz. Aslında eğer ne aradığınız bilmiyorsanız, görünürde kışın da yapacak pek bir şey yok Silverton’da. White, nisan ayında buraya geldiğinde ne aradığını tam olarak biliyordu - yeniden keşif.
“Hiçbir zaman tamam artık diye hissettiğimi sanmıyorum, hep daha fazlası varmış, olacakmış gibi geldi.” diyor bir an, sonunda Red Bull Project X adını alacak basit fikri hakkındaki motivasyonunu düşünürken.
“Hareketleri bir anlamda sallıyorum. Sanki…ne bileyim, nasıl salladığıma dair daha çok kendime güvenim var artık. Nasıl yaptığıma dair daha bir hatasızlık ve akış var, şimdi nasıl sallayacağımı hesaplıyorum”.
İçindeki güdü ve ileri gitme dürtüsü White’ı Sliverton’a yönelten şey. Temelinde biraz film çekmek için bu küçük, bakir Colorado kayak bölgesine doğru yol almak olan fikir, Red Bull White’a farklı bir plan sunduğunda dönüştü. Plan şuydu: özel bir half-pipe, yeni hareketler üzerinde çalışılabilecek bir yer ve White’in aylardır kafasının içinde vızıldıyan tüm fikirleri güvenle içine boşaltabileceği, half-pipe’in sonunda inşa edilecek köpük havuzu.
Şirket için bu hem finansal hem de felsefi açıdan büyük bir bağlılıktı. Sporla ilgili ekstremliklerde asla riskten kaçınmamakla birlikte, sporcu kulübünün bir tek üyesi için 3000 metre yükseklikte bir oyun alanı inşa etme fikri –ki bir yarış sürücüsü tarafından bir yarış pisti istenmesine benzer bir durum bu- hem White’in bir elit spor yıldızı olarak statüsü hem de yeni yetme bir snowboardçudan milyar dolarlık bir endüstriye dönüşümü açısından simgeseldi. Amerikan Kış Sporları Endüstrisi istatistikleri, 2004 yılında Amerika’daki kayak merkezlerini, kayakçılara oranla yarım milyon daha fazla snowboardçunun ziyaret ettiğini gösteriyor. Bu rakam o zamandan beri oynuyor; zira kayak tasarımındaki gelişmeler spora olan ilgiyi geri kazandırdı ancak artık 6 milyondan fazla boardcu Amerikan tepelerinde board yaparken White’a yatırım yapmak da karşı konulmaz bir hale geldi.
Ancak bu doyurması kolay da bir arzu değil. Silverton çok merkezi olmamakla birlikte bir Vail ya da Aspen de değil. Tek oturmalı liftlere sahip, bol karı çok olan alana erişim kolay değil.
“Kuzey Amerika’da buna benzer bir yer yok.” diye açıklıyor Aaron Brill; dokuz yıl önce snowboard’a özel bu dağın yaratıcısı adam. “Her alan tecrübe gerektiren bol karla dolu. Günlük sporcu sayısını sınırlı tutyoruz. Kalabalık bir günde 80 sporcu olur bizde; Vail’de ise bu sayı 8000 civarındadır. Burası kaymaya aşık insanlar için tasarlandı. Aşağı inişin kolay bir yolu yok.”
Girişin de kolay bir yolu yok. Half-pipe yapılacak ideal yerin seçimi için haftalarca süren bombalama ve inceleme çalışmalarından sonra, pipe uzmanı Snow Park Technologies White’in kendisini test etme alanı olacak yeri şekillendirme işine girişti.
“Gerçekleştirilmesi zor bir istekti” diyor Snow Park Technologies’den Corley Howard. “İnşa etmesi altı yedi gün kadar sürdü. Üç tane CAT, günde 12, 14 hatta 16 saatlik vardiyalarla çalıştı. Daha sonra köpük havuzu geldi, ki bu da pipe’in sonuna konulacaktı. White’in tüm yaratıcılığını sergileyebileceği 9 metre (30ft) uzunluğunda ve 6 metre (20ft) genişliğinde bir yastık.
Havuzun kendisi (8000lb) 3,6 ton çeliktendi,” diye ekliyor Snow Park patronu Frank Wells. “Kayak alanı kasabaya yedi mil uzaklıkta, dolayısıyla sonunda inşa ettikten sonra, bunu bir kar fırtınasında buraya kadar kızaklarla sürüklememiz gerekti. Tek yolu buydu.”
Project X’e kadar, köpük havuzları skateboard ve motorkros içindi; yeni numaralar için yumuşak iniş sağlayan, risksiz bir test yatağı. Snowboard için daha önce hiç denenmemişti.
“Çok büyük faydası vardı,” diye ekliyor White. “Normalde, Park City (Utah) gibi bir yere gittiğinizde half-pipe’de güneş sabah bir cepheye, akşam ise diğer cepheye vuruyor ve eğer bir cephe buzlu ve yamuk yumuk değilken bir numara öğrenmek istersem, günün belirli bir saatini beklemem gerekli… Ancak o zaman da kayan herkes o noktadan geçmiş oluyor. Ve bu kar, beton ya da ahşap değil ki! Kar eriyor ve değişiyor, vıcık vıcık oluyor ve hiçbir şey yapamıyorsunuz.”
“Buna razı olmak zorunda olmamak harika bir şeydi. ‘Bugün acele etmeyeceğim ve saat öğlen bire kadar takılacağım sonra istediğim gibi cephede çalışacağım ve istediğimi yapabileceğim’ diyebiliyorum.
Eğer bu harika çocuğa geçmişte bir eleştiri yöneltilmişse o da yaratıcı olmaması, var olan numaraları hakemleri memnun edecek yenilik dolu turlarla birleştirme becerisinin olmaması yüzündendi.
“Bazı kişiler Shaun’un şu ana kadar kariyerinde öncü olup olmadığını sorguladılar sanırım” diye itiraf ediyor ABD Snowboard Olimpiyat takımı antrenörü Bud Kene. “Herkesin şimdiye kadar yaptıklarını kesinlikle çok daha iyi ve güzel şekilde yaptı ve bir anlamda sporu zorladı. Ama öncü? Şu ana kadar değildi. Şimdi ise öyle. Şu anda yaptığı şeyler kesinlikle sporu hiç olmadığı kadar ileriye götürüyor ve daha da hızlandırıyor; muhteşem görünüyor.”
Şaşırtıcı bir şekilde White’in hemfikir olduğu bir analiz bu. “Kesinlikle bunu hissediyorum. Snowboardta dört farklı spin şekli var. Bunların hepsini bir turda yaptığımı hatırlıyorum herkes ‘oo, bunların hepsini bir seferde yaptığına inanamıyoruz’ diyordu ama bunların hepsi daha önce yapıldı.
“Gerçekten, ben o numaraları alıp ustalaşıp üzerilerine kendi damgamı vurup gerçekleştirmede çok iyiydim ama hepsi daha önce yapılmıştı. Benim yeteneğim sanırım onları yakalamak, bir turda bir araya getirmek ve her seferinde hatasız başarmaktı.”
Silverton’da White ilk kez daha ileriye gidiyor ve sadece kendi sınırlarını değil sporun sınırlarını da zorluyor. “Bu numaraları denediğimi hatırlıyorum ve ilk seferler hep korkunçtu! Kafamda bir full flip yapmak ve daha sonra şuraya ya da buraya dönmek ve sonra buna bir şey eklemek vardı ve kesinlikle yanlıştım. Korkunçtu.
Dolayısıyla, tüm dönüşleri yeniden yapmam ve nasıl işlediklerini öğrenmem gerekti. Yapmak istediğim numaralara dair zihnimde bir istek listesi vardı, ya ... ise diye merak ederdim. Flip etmeye devam edersem, ya başka bir unsur daha eklersem gibi. Daha sonra da peki bununla yere inmenin bir yolu var mı diye düşünmeye başlıyorsunuz.”
“Köpük havuzunun lüksü de bu, başka türlü asla deneyemezsiniz, yoksa kendinizi ciddi şekilde sakatlarsınız.”
Havuzun inşasının yüksek teknolojisinden sonra en hayati unsur en düşük teknolojili olan oldu- köpüğün ortasına uzatılmış bir ince şerit plastik bant. “Eğer öbür tarafta olursam içerideydim; ama o zaman da soru ne kadar içeride… Çünkü çok da fazla girmek istemiyorsunuz o tehlikeli. Ancak köpük havuzu sayesinde her seferinde hangi bölgede olduğunu anlayabiliyorsun. Hareketlerin zorluğuna rağmen beklediğimden daha çabuk bir sürede doğru tarafa inmeye başladım ve daha sonra da half-pipeta bunları gerçekten denedim.
“O kadar korkmuştum ki,” diyor. “Her yerde olabilirdi. Numarayı yapıp yarı yolda panik olmam yeterliydi. Kendimi çok ciddi şekilde sakatlayabilirdim. Numara öğrenmekle ilgili eski tecrübelerimden kendinizi bu işe tamamen adamanız gerektiğini aksi takdirde sonunun kötü olacağını biliyorum. İlk denediğim, flip, flip idi ve popomu çarptım ve o kadar rahatladım ki yerde oturup, “vay be, işe yaradı, yara almadan atlattım” diye düşünüyordum. Bu kendime güvenimi o kadar arttırdı ki… İşe yarayacağını biliyordum. Ondan sonra kartopu gibi geldi gerisi - günde bir numara.”
White dönüşleri gösteriyor, yeni hareketlerin isimlerini şakırdıyor ve sonra duruyor hafifçe kaşlarını çatıyor “biliyor musun ilk defa tamamen yeni bir şey öğrenmek için inisiyatifi ele aldım ve harika bir his. Sonsuza kadar bu numaraları ilk yapan ben olacağım.”
“front-side double-cork 1080’ile ilk yere indiğimde neler hissettiğimi tarif edemem” diyor “başarmıştım, yeni bir numara icat etmiştim ve orada titreyerek duruyordu. O anda onun özel bir şey olduğunu anladım, o kadar heyecanlanmıştım ki”
O kadar ki birkaç tanesini ilk defa sergilemek için bekleyemedi. Ağustos ayında White, yeni icatlarını New Zealand Open’a götürdü, ve finali devrim niteliğindeki back-to-back double-cork 1080’ler ile görkemli bir şekilde yaparak etkinliğin organizatörlerince “tanık olunan gelmiş geçmiş en iyi ve en progresif kayış” olarak tanımlanan bir tur çıkarttı..
Bir başka Olimpiyat altın madalyasına çok yakın, tam da White’in olmak istediği yer. “bunları yapma girişiminde bulunmak için kendimi gerçekten de havaya sokmam gerekti. Nefesimi tutup denerdim, ama artık normal kayışımın bir parçası gibi hissediyorum bunları. Sanrım ben ve diğerleri arasındaki fark bu. Ben sadece numarayı yapmak istemiyorum, numara benim olsun istiyorum. Numarayı yapabilirim demekle rahat hissetmiyorum kendimi, ona sahip olmak istiyorum. Olimpiyatlara giderken buna sahip olmak harika bir duygu.”
White ilk kez Olimpiyatlara gittiğinde henüz olgunlaşmamış bir yıldızdı ve bir emtia olarak ortaya çıktı. Şimdi ise muhtemelen tanımladığı spordan da büyük bir ticari emtia. Bununla başarıyı da tekrar etme baskısı oluşuyor. Silverton’daki deneylerinin etrafındaki gizem ise bu beklentileri büyütmeye yaradı. Ancak o yine de beklentilerin ağırlığından etkilenmiyor.
“Eğer baskıda bir artış varsa şimdi, sorun değil” diye yineliyor. “dürüst olmak gerekirse, o pozisyonda olmadığım bir durum hatırlamıyorum. Hiçbir yarışmada olup da yenilmesi gereken adamlardan birisi olmadığım bir zamanı hatırlamıyorum, yani şimdi daha fazla bir yük varmış gibi gelmiyor. Bunu da hissetmek benim için iyi, her zaman yarışmada bir tehdit unsuru olduğumu hissetmek ve eğer dikkate dilmesi gereken adam olmasan da o adamlardan birisi olmak.”
Sonunda White’ın yaptığı bir sporcu olarak özüne geri dönmekti ve bu da ona asla mümkün olduğunu düşünmediği bir platform sağladı.
“o kadar çok insan bunu yapıyor ki ve onarlı bu pozisyona yerleştiren şeyin ne olduğunu unutuyorlar.” Diyor ısrarla. “gözümü toptan, gerçek ödülden ayıracak birisi olduğumu sanmıyorum, buna geri dönmek harika bir duygu. Ben bir snowbaord’cuyum, yaptığım şey bu. Beni buraya getiren asıl şeyin en dramatik değişimden geçmesi muhteşemdi. Çünkü ben bu sporda iyiyim. Bunu çok az kişinin yapabileceği bir seviyede yapıyorum. “Şimdi oturup düşünüyorum: “ıımm, biliyorsun, o köpükten pitim yine olsaydı… Şimdi bildiklerimi bilerek… o zaman yapmayı gerçekten istediğim şey… “
Shaun White hakkında daha fazla bilgi almak içn www.shaunwhite.com’a göz atın
““Hiçbir zaman tamam artık diye hissettiğimi sanmıyorum, hep daha fazlası olacakmış gibi geldi.”
“Artık ben zayıf olan, ezilen değilim. Artık insanların benden yapmamı bekledikleri şeylerin baskısı var üzerimde, en iyisi olmamı bekleyen.”
“Sanki, nasıl salladığıma dair daha çok kendime güvenim var artık. Nasıl yaptığıma dair daha bir hatasızlık var.”
“. Yapmak istediğim numaralara dair zihnimde bir istek listesi vardı, ya ..ise diye merak ederdim.”