Karcan Yayöz
Popülarite
1992 yılında windsurf yapmaya başladım. Kullandığım ekipman bugün yeni başlayan kişilerin kullandığı ekipmanlar ile uzaktan yakında alakası yok idi. Board büyük üstü buz pisti kadar kaygan. Yelken dakron(bez) suya girdimi çıkartması zor idi. Bumba aliminyum üstündeki koruma ise ellerinize zarar veren bir plastik malzeme idi.
Anlayacağınız bugün ki malzemelerden çok farlı idi. O yıllardan bu yıllara kadar değişen en öenmli şeylerden birisi ekipman oldu. Bu değişim esasında çok öenmli idi. Zaman içersinde 7’den 77’ye herkese göre ekipman bulunur oldu. Ekipmanları hafifliği ile çoçukların erken yaşta bu spora başlaması sağlandı.
Ekipmanlardaki tasarımlar eski hantallığı üstünde atmış ve herkesi uçarcasına heyecanlandırmaya başlamıştı. İşte bu değişim ülkemizde windsurfun popüleritesi bir anda arttırmaya başladı. Tabi ki sadece bu değişim windsurfun popüleritisini arttırmadı. Windsurf yapanların sayısı arttıkça çevredeki insanların merakları arttı. İlk zamanlarda ekipmanı olan arkadaşın malzemesi ile denemeye çalışan insanlar için sonralarda ufak tefek eğitim veren kulüpler yapılanmaya başladı. Tabi ki eğitim verilecek olan yerlerinde önemi arttı.
Ben doğduğumdan beri Çeşme’de yazlarımı geçirdiğim için ve ilk olarak Çeşme’de windsurf yapmaya başladığım için buradan yola çıkarak size ilk olarak nerelerde windsurf yapıldığını ve öğretildiğini anlatacağım. Şu an için çok popüler olan Alaçatı 90’lı yılların başlarında daha keşfdedilmemişti. En popüler olan surf koyları Boyalık ve Ilıca idi. Ancak bu koylar açıktan devamlı kuzey rüzgarı aldıkça oldukça dalgalı olur.
Fakat bu iki koyunda rüzgarı kestiği iki noktası bulunmakta idi. Boyalık Koyu’nun Altınyunus Oteli’nin plajı ve Ilıca Koyu’nun Yıldız Burnu kısmı idi. Bu iki noktada hem ekipman kiralayan hem de eğitim veren kulüp vardı. Hatta Boyalık Koyu’na yurt dışından özellikle Alman vatadaşlar karavanları ile gelip kamp kurup windsurf yaparlardı. Tabi ki sadece Çeşme’de windsurf yapılmıyordu. O yıllarda Bodrum’da, Ayvalık’ta, İstanbul’da bu spor daha popüler idi. Daha sonra Çeşme’ye gelen bu yabancı vatandaşlar Alaçatı’yı keşfettiler. Alaçatı’ya ilk gittiğim de 1993 yılı idi. Gerçekten sörfe gitmek için izlediğiniz yol oldukça kötü ve sörf yapılcak olan noktaya vardıktan sonra surfe çıkabilecek düz bir yer bulmak oldukça zor idi.
Etrafta ne bir tesis ne yemek yiyebileceğiniz bir yer vardı. Ama bir windsurfçü için gerekli olan kesintisiz bir rüzgar ve hava çok sert bile olsa ufak dalgalar vardı. Tabi ki Alaçatı’nın çok önemli bir coğrafi yapısı vardı. Rüzgarı kesintisiz kuzeyden alması, ilk 500 metreye kadar boyunuzu geçmeyen su ve diğer koylara göre daha kapalı olmasıydı. Zaman içersinde burda başlayan yapılanmalar ile Alaçatı’nın ilk windsurf kulüpleri kurulmaya başlandı. O zamanlarda ilk okul kuran kişiler Alman Harry Nass, Ralf Busse ve Giray Hoca idi. 90 yılları ortalarına doğru windsurf malzemlereinde tasarım anlamında büyük değişiklikler yaşanmıştı. Daha hafif board lar ve monofilmi malzemesinin daha çok kullanıldığı yelkenler ortaya çıkmıştı.
Çeşme’de popülerite artıyor idi. Bu populeritinin artmasıyla ilk windsurf yarışlarına şahit oldum 1993 Old Spice Ilıca Koyu ve 1994 HB Boyalık Koyu. (umarım tarihleri yanlış hatırlamıyorum). 1995 yılında Quiksilver’in ilk yarışına gitmiştim Alaçatı’da inan ki şu an ki Türkiye Şampiyonası’na katılımında daha çok katılım vardı. Çeşme’de bu spor gittilçe yaygınlaşıyor ve Alaçatı’nın popüleritisi artıyor idi. Kısacası yavaş yavaş Alaçatı doğuyor idi. 90’lı yılların sonunda Alaçatı’da artık belirgin sörf kulüpleri, yemek yemek için kafeler oluşmaya başlamıştı. Alaçatı basında daha çok yer alıyordu. Yetenekli windsurfçüler yetişmiş sporun yaygınlaşmasına yardımcı oluyor idiler. 2000’li yıllarda bu gelişime orada çalışarak şahit olmaya başladım. İlk girdiğim zaman 70 tane boardu olan kulüpte 2008 yılı sonunda 300 tane board olmuştu. 7-8 kişi çalışırken bir anda 30 kişi çalışmaya başlamıştı. Popülerite arttıkça müşteri talepleri arttı malzemeler devamlı yenilendi, eğitim süreleri hızlandı ve eğitmenler daha profesyonel olmaya başladı. Zamanla Alaçatı basında daha fazla yer aldı, sporcularımız Avrupa’da yarışmalara başladı, dereceler aldılar , markaların ilgileri arttı ve bu spor için kaynaklar yaratılmaya başladı.
90’lı yıllardan itirbaren windsurf sporunda hızla başlayan popülerite 2000’li yılların ortalarına doğru duraksamaya başladığını düşünüyorum. Alaçatı’nın marka değeri oldukça arttı. Herkes Alaçatı’yı tanır oldu. İlk zamanlarda kimsenin bilmediği sörf sporunu şu an daha çok insan biliyor. Ancak sporda ki tanıtım Alaçatı’da ki tanıtımdan daha az yapılmaya başlandır. İlk başlarda amatör ruhla çalışan sörf kulüpleri, sevgiyle, istekle bu sporu insanlara öğretirlerken şimdi ise bu sevgiden, istekten biraz uzak daha çok sezonu elde edilecek karları düşünülerek çalışmaya başladılar. Yaratılan bu kadar büyük bir potansiyel geri döndürülmemek için spordaki amatör ruh yerine ticarete bıraktı. Sezon ortasında canı çıkmış eğitmenleri, yüzü asık servis elemanlarını görmeye başladık. İlk zamanlarda böyle değildi insanlar bir hayal uğrunda geldiği Alaçatı’dan sadece windsurf yapmayı öğrenmiyor, bulundukları ortam içersinde dostluklar kuruluyor idi. Alaçatı’yı kendine bağlayan bir gizemli hava vardı. Güzel ilişkilerin kurulduğu, sörfün dışında paylaşımların azaldığı bir ortama dönüşmesinden kimse tedirgin olmuyor. Eskiden herkesin bilgilerini paylaştığı ortam yok oluyor. Karcan Yayöz olarak bilgilerimi paylaşmaktan hiçbir zaman kaçınmazken, aynı ortamda ticaret yapan eğitim veren arkadaşlarımın bazılarında aralarında rekabetten dolayı bilgileri rahatlıkla paylaşamadıklarını gözlemliyorum. Yaratılan poüleritinen ardından elde edilen sponsorluk gelirlerinin geri dönüşlerinin markalara iyi yansıtılmadığından dolayı piyasada sporun değeri azalarak sporculara sponsor yaratılması zorlaşıyor. Yarışmalar için gerekli olan sponsorlar kafelerde, plajlarda ticari menfaat doğrultusunda değerlendiriliyor. Alaçatı’yı çok güzel gazetelere dergilere taşıdık ancak windsurf sporunu dilediğimiz ve arzuladığımız şekilde medyaya taşıyamadık. İnaniyorum ki çok yetenekli ve kendi imkanları derece elde edecek olan sporcular olacak ve bu amatör ruhları sayesinde windsurfü televizyonlara dergilere taşımaya çalışacaklar.
Arkadaşlar, emin olabilirsiniz ki, ben bu spordaki yerimi içimdeki spora olan aşk ve sevgi ile elde ettim. Windsurf hakkında mümkün oldukça tüm donanımlara sahip olmaya çalıştım. Doğru şekilde insanlara bilgi aktarmaya, eğitim vermeye, markalara doğru şekilde pazarlamaya, etkinlikleri sorunsuz bir şekilde organize etmeye çalıştım. Her zaman spora karşı olan sevgimin yanında disiplinli bir şekilde çalıştım. Benim gibi bu spora sevgiyle halen bağlanmış ve insanlara menfaat gözetmeden bilgi paylaşımında olan kişi sayısını Türkiye’de bir elimin parmakları olduğu kadar düşünüyorum.
Umarım zaman içersinde ben bu konularda tamamen yanılır. Türkiye’de windsurfün gelişmesi için çaba harcayan insanlar bir birlik kurar ve sporun popüleritisini düşmeden önce tekrar artarak yoluna devam etmesini sağlar.
Yeter ki yola çıkmadan önce şu sözü hatırlayın:
“Zafer, zafer benimdir diyebilenin; başarı, başarılı olacağım diye başlayanın ve başardım, diyebilenindir”
M.Kemal Atatürk
Sağlıcakla kalın.
Karcan Yayöz
Bu Yazı 1330 kez okundu.
|
1. Gps Cup Sıralaması
| 1. |
Mehmet Suer Sayır |
64,80 km |
| 2. |
Onur Gümüş |
63,70 km |
| 3. |
Karcan Yayöz |
60,80 km |
| 4. |
Ufuk Sönmez |
60,70 km |
| 5. |
Gökhan Budin |
59,80 km |

Online Üyeler
 Online Üye (0) Kişi  Ziyaretçi (6) Kişi
|